Gündem

Sezin Romi, KÜME’nin ODAK programında arşivin canlı yapısına dikkat çekti

KÜME’nin ODAK projesi çerçevesinde Anadolu Ajansı ile Rami Kütüphanesinin iş birliğiyle gerçekleştirilen programda “Arşivden Yayına Kültür Sanat” konusu konuşuldu. SALT Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi Sezin Romi, arşivlerin bugüne ve geleceğe yönelik kullanıldıkça değer kazandığını vurguladı.

31 Ekim 20264 dk okuma0 yorum
Sezin Romi, KÜME’nin ODAK programında arşivin canlı yapısına dikkat çekti
Haberi dinle
Özet hazır
Reklam Alanı · 728×90

Kültür Medeniyet Vakfının

(KÜME) "ODAK"

projesi çerçevesinde, Anadolu Ajansı ile Rami Kütüphanesinin iş birliğiyle hayata geçirilen "Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya" adlı programda "Arşivden Yayına Kültür Sanat" konusu üzerinde duruldu. Karaköy Palas'ın ev sahipliği yaptığı programın "Yüz Yüze" bölümüne, yayıncılık ve proje koordinasyon uzmanı Sümeyra İnanç'ın moderatörlüğünde SALT Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi Sezin Romi konuşmacı olarak katıldı.

Arşivlerin bir yönüyle tarih yazımı açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Romi, pek çok ülkede arşiv tutma geleneği bakımından önemli bir boşluk bulunduğunu dile getirdi. Tarihin kısıtlı bilgi ve belgeler etrafında kaleme alındığına dikkati çeken Romi, "İdeal tabloda kütüphanelerde, erişime açık arşivler, derli toplu bir arada araştırmalar ve öğrenciler konularını seçer, kaynaklara erişir, o eriştikleri kaynaklar üzerinden tezlerini, araştırmalarını yaparlar.

Ama gerçekler öyle değil." ifadelerini kullandı. "Arşivin canlı bir şey olduğunu söylemek önemli" Tarih yazımının kapsamını genişletmeye ilişkin tartışmaların 2000'lerin başından itibaren yaygınlık kazandığını anlatan Romi, "Doğal olarak burada arşivler kritik bir önem arz ediyor. Bu arşivlere erişebilmek bir mesele.

Ama öte yandan da şöyle sorular da var, 'Bu arşivler var mı?', 'Günümüze ulaştı mı?' Hiç olmamış da olabilir ya da dağınık halde. İlk mesele bence buradan başlıyor." diye konuştu. Arşiv çalışmalarında tasnif, kataloglama ve veri girişinin ardından erişimin artırılması gibi çeşitli operasyonel aşamaların bulunduğunu belirten Romi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Arşivin canlı bir şey olduğunu söylemek önemli.

Reklam Alanı · Yazı İçi 300×250

Yani geçmişi yansıtıyor ama geçmişten çok aslında bugünle gelecek için kullanıldıkça, yorumlandıkça, üzerine çıktısı olunca, kaynaklar üretildikçe değer kazanıyor. Bu aynı zamanda doğal olarak direkt tarih yazımıyla da bağlanan bir şey. Arşiv tarafsız yapı ve olanı yansıtıyor.

Oradan da araştırmacının onu nasıl yorumladığı ve üzerine nasıl bir kaynak çıkarttığı, katmanlandırdığı önemli. Bir arşiv farklı bağlamlarda da değerlendirebilir. Burada aslında arşivin varlığı, erişime açık olması bu yolu açan bir husus." Araştırma süreçlerinin önceden kestirilemeyen bir nitelik taşıdığını vurgulayan Sezin Romi, "Bir şeyi araştırmaya başladığınız zaman ne elde edeceğinizi, önünüze nasıl yollar çıkacağını gerçekten öngöremiyorsunuz ve işin de belki heyecanlı tarafı bu oluyor.

Her araştırma farklı bir yapıda ortaya çıkıyor ve hepsi çok farklı yöntemlerle sonuçlara ulaşıyor. Sergi ile başlıyorsunuz, arşive eviriliyor. Arşiv, başka bir araştırma çıktısına eviriliyor ya da arşivden yola çıkıyorsunuz, kitap yapıyorsunuz, kitaptan yola çıkıp sergi olabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Arşivleme faaliyetinin kesintisiz emek istediğinin altını çizen Romi, "Bir yandan bugünü de arşivlemenin işin bir parçası olması gerekiyor ama tabii bu bir altyapı, olanaklar meselesi. Yani yapılacak o kadar çok iş var ki bunları sıraya sokmak, öncelendirmek lazım. Hepsi aynı anda olmuyor." sözleriyle görüşünü aktardı.

Kitapsız kütüphane kavramının 2010'lardan itibaren sürekli gündemde tutulduğunu da belirten Romi, bu konudaki düşüncelerini şöyle ifade etti: "'Artık basılı kitaba gerek kalmayacak.' söylemi çok uzun yıllardır var. Ama bugün hala kitaba bence ihtiyacımız var. Bugün fiziki olarak pek çok kitabın hala dijital muadili yok.

Kitapsız kütüphane de olmasın demiyorum. Çünkü kütüphane, bugün dünyada yalnızca raflarda kitap olan ve kitaplardan yararlanan bir alan değil. Kütüphanelerin çok daha farklı misyonları, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk misyonu da var.

Toplanma, buluşma, üretme mekanları... O yüzden bunları önceleyip, kitap hizmeti sunmayan bir kütüphane de neden olmasın? Buna da çok kapalı bakmamak lazım."

#Güncel#Haberler
İlginizi Çekebilir
Yorumlar (0)
0/500

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.